난 널 사랑해

I’M SORRY I LOVE YOU

Gözyaşı eşittir i’m sorry i love you demek. Bu dizinin başka kelimelerle anlatılabileceğini düşünemiyorum.

Diziyi izlerken izleyici; neye sinir olacağını, neye ağlayacağını, kime küfür edeceğini şaşırıyor. Erkek başrolün ailesi tarafından sokağa atılmasını öğrenmemizle başlıyor dizi. Ardından da çok sevdiği kadının onu zengin bir adam için terketmesiyle karşı karşıya geliyoruz. İşte izleyici tam da bu noktada başrolün bunu sakince karşılamasına anlam veremiyor. Sonrasında da o kız için beynine aldığı iki kurşun ve ölecek olması gerçeği herkesi hüzne boğuyor. 

Ardından da ailesini bulma çabaları, bulduktan sonra etraflarında dolanmaları, annesini gördükçe ağlamaları, donup kalmaları, yaşadığı yerde tanıştığı kızın ailesinin yanında yaşadığını öğrenmesi, onunla olan yakınlaşmaları ve gittikçe büyüyen büyük bir aşkla karşı karşıya geliyor izleyici.

Başrol erkeğin kız kardeşinin özürlü olması ve yaşadığı çevredeki erkekler tarafından tacizlere uğraması ve bu tacizlerden birinde hamile kalarak bir çocuk doğurmuş olması da dizinin en acıklı olaylarından biri. Başrolün onlarla yaşaması, aralarında gün geçtikçe gelişen yakınlık ama öleceği günlerin yaklaşmasıyla onlardan ve başrol kızdan uzaklaşması, kızın günlerce onun kapısında beklemesi, sürekli onun için ağlaması, aynı evde kalmaları, kızın birlikte olmak istemesi ama erkeğin ona kıyamaması, kızın onun fotoğraflarını ağlayarak o uyurken çekmesi, ve adamın bunları daha sonra silmesi dizinin en etkileyici ve insanları gözyaşlarına boğan sahneleri.

Başrol erkeğin ölüm sahnesi! Annesine onun çocuğu olduğunu söylemeden ölmesi, kadının bunu öğrenememiş olması tüm izleyiciyi deli eden en büyük sahne.

Başrol genç kızın başrol erkeği yalnız bırakmamak için intihar etmesi ise boğazları düğümleyen, ağlatan, aklına geldikçe tekrar ağlatan yegane sahne! Ve başrol kızın son olarak geriye bıraktığı cümleler:

Hayattayken bile öylesine yanlızdı ki onu bu halde bırakamazdım. 
Hayatımda bir kerecik olsun kendimi düşünüp kendim için yaşayacağım… 
Bu suçsa seve seve cezamı çekmeye hazırım…
Eunchae…

PERSONAL TASTE

İlk izlediğim kore dizisi olan personal taste, hiçbir kore dizisiyle karşılanamayacak bir tad bırakmıştır bende. Lee Min Ho’nun karizması olsun, bayan karakterin sevimliliği olsun düşündükçe hala yüzümü güldürür ve ara ara açıp bazı sahnelerini bana tekrar izlettirir.

Diziye ait asla unutamayacağım sahnelerin başında: Lee min ho’nun bayan karakterin çektiği adet sancısı üzerine internette hunharca bir araştırma yapıp onu rahatlatmak için bir şeyler yapması gelir. Akabinde yine onun acı çektiği başka bir zaman etrafta açık eczane olmadığı için çok uzakta olan kendi evine gece yarısı gidip ona ilaç getirmesi de gelir. 

Yağmur yağarken sırf o ıslanmasın diye duraktan onu şemsiyeyle almaya gitmesi ayrıca bi centilmenlik örneğidir hem de sevgili bile olmadıkları halde. Bayan karakterin odunların altında kaldığı sahnede Lee min ho’nun hemen hastaneye koşması ama bunu saklamaya çalışması da ayrı bi şekilde fethetmiştir kalbimi. Artık ona aşık olduğu için oturdukları evin mimarisiyle ilgili bilgileri çalmamaya karar vermesine değinmiyorum bile. Bayan karakterin sözde yakın arkadaşı olup, hep ona kazık atan kıza karşı olan tutumu ise oscarla ödüllendirilmelidir. (cınım benim) Özellikle son bölümlerde yağmur altında uzun süre kaldıktan sonra sırf o kadınla aynı çatı altında kalmamak için arabaya geçip orda durmaya çalışması ise gözlerimi doldurtmaya yetmiştir. Ardından bayan karakterin gelmesi üzerine onu terslemesi, göndermeye çalışması, ağlamaları, git dedikten sonra birden onu tutup gitmesini engellemesi, birbirlerine bakmaları, birlikte olmadan önceki son sahneleri söyleyecek tek söz bırakmıyor izleyenlere. 

O günün ertesinde yatakta uyanıp uyanmamış gibi yapmaya çalışmaları da ayrı bi komedidir. Lee min ho’nun zarif evlenme teklifi, kızın bunu da anlamaması tekrar güldürmüştür izleyenleri..

İşte personal taste bunlardan ibarettir. Bir parça bal çalar izleyenlerin ağzına, düşündükçe gülümsetir. Romantik komedi sevenler için birebir bir dizidir.

Hem gülüp hem ağlamak isteyenlere..